22 Kasım 2007



Hayat bir yerlerde tıknıp kaldığında,hayatta soluk almak güçleştiğinde,yüreğin susup mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,dağlara dönmeli insan,yeni patikalar yeni yollar seçmeli yüreğini ferahlatacak;yeni insanlarla tanışmalı,yeni keşifler yapmalı...Hep isteyipte;bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa gerçekleştirmeyi denemeli!Her geçen gün ölüme daha yakınlaştığını;zamanın bir nehir,kendisinin bir sal olupta, o duru suda yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,her akşam aynı can sıkıntısıyla eve geliyorsan,değiştirmeye çalışmalı,bir şeyleri.Küçük şeylerle başlamalı belki! Gördüğünü hissedebilmeli.Sağlığını kaybedip,ölümle yüzyüze gelmeden önce,değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli,küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine ''gül'',inleyen birine''sus'' dememeli! Ağlayana omuz,inleyene çare olabilmeli!
Şu adaletsiz,merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;sevgisiz soysuz kalarak; Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden derin bir soluk alıp,hapsetmeli kokusunu içine...
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir,seher yeli okşamalı saçlarını...Karda,yağmurda sevincine coşkusuna ;fırtına da,boran da;öfkesine,isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocoğun adımlarında umudu;bir gancin düşlerinde geleceği;bir yaşlının geçmişinde geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarıyı,sevmeden sevilmeyi;mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli! Ama küçük ama büyük;her hayal kırıklığı;her acı;bir fırsat yaşamdan yeni birşeyler öğrenmek için,kaçırmamalı! Çünkü hiç düşmemişsen el veremezsin kimseye kalkması için;hiç çaresiz kalmamışsan derman olmazsın dertlerine;ağlamayı bilmiyorsan neşesizdir kahkahaların;merhaba dememişsen anlamsızdır elvedaların...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

selammm

Adsız dedi ki...

EN GÜZEL KALP

Genç bir adam kentin merkezinde durmuş, o yöredeki en güzel kalbin kendi kalbi olduğunu söylüyordu. Çevresinde büyük bir kalabalık oluşmuştu. Herkes en küçük bir leke ya da çatlak olmayan bu kalbe inerek bakıyor, onun güzelliğini konuşuyordu. Aniden yaşlı bir adam ortaya çıktı, “bir dakika genç adam” dedi, “senin kalbin benim ki kadar güzel değil.” Kalabalık ve genç adam hep birlikte yaşlı adamın kalbine baktılar. Çok güçlü atıyordu ama izler ve yarıklarla doluydu. Kimi parçaları yok olmuştu, kimi parçaların yerine küçük küçük parçalar konmuştu, ancak bunlar tam yerine oturmamıştı. Kimi yerlerinde kocaman oyuklar vardı. İnsanlar hayretle baktılar,” nasıl bu adam kalbinin daha güzel olduğunu söyleyebiliyor?” dediler. Genç adam da yaşlı adama “şaka yapıyor olmalısın” dedi, “kendi kalbini nasıl olurda benimkiyle karşılaştırabilirsin? Bak benimki mükemmel, senin ki ise yarık ve eksiklerle dolu.” Yaşlı adam kendisinden emin biçimde yanıtladı genç adamı,”evet senin ki mükemmel görünüyor, ben seninkiyle yarışamam. Ama bak, benim kalbimde gördüğün her yarık sevgimi verdiğim bir kişiyi temsil eder. Kalbimin bir parçasını koparıp onlara verdim ve çoğu kez de onlar da bana kendi kalplerinden birer parça verdiler. Ama tam benim parçanın büyüklüğünde olmadığı için arada boşluklar kaldı. Ancak ben bu boşluklara şükrediyorum. Çünkü onlar, paylaşılan sevgileri bana anımsatıyor. Bazen ben insanlara sevgimi cömertçe vermeme karşın onlar bana karşılığını vermediler. Bu derin boşlukların nedeni işte bu karşılık alamadığım sevgilerdir. Bunlar acı veriyor ama olsun, onlar da benim sevgime karşılık vermeyen insanları bana anımsatıyorlar. Ben yine de benim sevgime karşılık verecekleri bu boşlukları dolduracakları günü bekliyorum.” Genç adam yanağından akan yaşlarla sessizce duruyordu. Yaşlı adama doğru yürüdü, harika güzellikteki kalbinden bir parça kopardı ve yaşlı adamın titreyen ellerine verdi. Yaşlı adam aldı ve onu kalbine yerleştirdi. Sonra kendi yara dolu kalbinden bir parça koparıp adamın kalbindeki boşluğa yerleştirdi. Boşluk doldu ama köşelerde biraz boşluk kaldı. Genç adam kalbine baktı. Artık mükemmel değildi, ama öncekinden daha güzeldi. Çünkü yaşlı adamın kalbindeki sevgi onun kalbine akmıştı.